UYKUSUZLUK İNSOMNİA

UYKUSUZLUK İNSOMNİA

UYKUSUZLUK İNSOMNİA

İnsomnia; kişinin uykuya dalmakta ya da ideal uyku süresini kesintisiz olarak doldurmakta güçlük
çektiği, bu sebeple günlük hayatının, sosyal ilişkilerinin, okul veya iş başarısının çoğu zaman sekteye
uğradığı ve verimliliğinin düştüğü bir uyku bozukluğu çeşididir. Bu bozukluk tıpta hem başlı başına bir
hastalık, hem de başka rahatsızlıkların belirtisi olabilecek bir semptom gözüyle ele alınır. Düşük uyku
kalitesi başta depresyon ve anksiyete olmak üzere pek çok rahatsızlığın bir getirisi olabileceği gibi
kişide stres seviyesinin yükselmesiyle ya da başka nedenlerle ortaya çıkıp bu tarz rahatsızlıklara
yakalanılmasının sebebini de oluşturabilir. Uykusuzluk her yaşta ortaya çıkabilir, ancak en sık orta yaş
ve üstündeki kişilerde görülür.

İnsomnianın kısa ve uzun dönemli olmak üzere başlıca iki çeşidi vardır. Kısa dönemli uykusuzluk
olarak bilinen tür en fazla bir ay sürerken uzun dönemli uykusuzluk 4 haftayı geçen vakalarda söz
konusudur. İnsomnianın belirtileri ve neden olabileceği problemler arasında uyanıkken yapılan
eylemlerde aksamalar, gün içinde yorgunluk ve halsizlik, hafıza güçlüğü, depresyon, çabuk ve sık
öfkelenme ile kalp krizi ve trafik kazası risklerinde artış sayılabilir. Rahatsızlığı uzun dönemli ve kısa
dönemlinin yanında birincil ve ikincil olarak kategorilendirmek de mümkündür. Sekonder insomnia
olarak da bilinen ikincil insomnia hastalığın en yaygın türü olup herhangi bir tıbbi, psikolojik ya da
çevresel nedenin sonucu olarak ortaya çıkar. İkincil insomnia tedavisi söz konusu olduğunda
yapılması gereken şey bu nedenin tespit edilmesi ve nedene yönelik sorun çözme yöntemlerinin
uygulanmasıdır. Birincil insomnia ise daha nadir görülmekle birlikte yukarıda bahsettiğimiz başlıca
sebeplerden hiç birine dayandırılamaz ve bu nedenle tedavi süreci daha uzun ve zorludur.
Bahsettiğimiz tüm uykusuzluk türleri depresyon, fiziksel acı, uyku apnesi ve huzursuz bacak
sendromu gibi diğer rahatsızlıklara yol açabilirler.

Türkiye’nin Uyku Haritası

Yapılan araştırmadan çıkan sonuca göre, 3 kişiden biri uykuda horluyor. Erkeklerde yüzde 7,
kadınlarda yüzde 4 de uyku apnesi var. Bunun anlamı uykuda kısa süreliğine solunum duruyor ve
bunun da tedavi edilmesi gerekiyor.

Hangi Bölgelerde Hangi Uyku Sorunları Daha Fazla

Uykuda solunum düzensizliği ve uyku apnesi en fazla Güneydoğu illerinde ve Batı’da görülüyor.
Uyurgezerliğin daha fazla olduğu bölge ise Doğu Anadolu..

“Huzursuz bacak sendromu” adı verilen uykuda bacaklarda uyuşma ve hareketlilik Akdeniz, Marmara,
Ege ve Akdeniz de görülüyor.

En Fazla Uykusuzluk Şikayetleri Büyükşehirlerde Görülüyor

Vardiyalı çalışmaların daha yoğun olduğu illerde Kocaeli, Manisa, Gaziantep, Denizli gibi şehirlerde de
uyku bozuklukları fazlalaşıyor.

Uykusuzluk tedavisi için doktor kontrolünde kullanılan uyku ilaçlarının ve diğer sakinleştirici ilaçların etkisi ne kadar önemliyse, işin uzmanı bir kişiyle birlikte yürütülen terapiler de o derece kritiktir. Bütün sinir hastalıklarında verimli uyku alışkanlığı zarar görmüştür. Bunun uzun sürmesi nörolojik ve psikiyatrik başka sorunlara davetiye çıkartır. Bazı hastanelerin Uyku Merkezleri bu sorunları iyileştirmek için çalışır. Merkezimizde Psikolog Adil Maviş tarafından yürütülen uykusuzluk terapisi uygulamalarında kişinin uykuya karşı geliştirdiği direncin birebir terapi, telkin ve hipnoterapi yöntemleri bir arada kullanılarak kırılmasının yanı sıra uykusuzluğun altında yatan asıl sebebin bilinçaltının gücü yardımıyla bulunması ve bu sorunun çözülmesiyle uykusuzluğun ileride tekrarlamasının önlenmesi amaçlanmaktadır.

DEPRESYON

DEPRESYON

DEPRESYON

İstemediğiniz bir ruh haline hepimiz zaman zaman gireriz bu son derece normal. Sorun şurada
başlıyor bu ruh halinden çıkmak istediğimiz zaman çıkamıyor hatta bir ruh halinden diğerine
sürükleniyoruz ve bu durumda ne kendimize ne de başkasına hayrımız dokunmuyorsa
“Depresyon”da olduğunuzdan şüphelenebilirsiniz.

Depresyon Yaşı

Depresyon her yaşta görülebilir. Psikiyatrik hastalıklarda en sık konulan tanı Depresyon’dur. Uzun
sürmesi halinde bir hastalık olarak kabul edilebilir. Kadınlarda erkeklere oranla iki kat fazladır
bunlardan Majör Depresyon nöbetlerle gelir ve tamamen iyileşme olduktan sonra tekrar gelebilir.

Depresyondaki bir kişinin en sık yakınmaları;
Derin üzüntü, umutsuzluk, karamsarlık, hayattan zevk almama, keyif aldığı şeylerden uzaklaşma
hali ve zihinsel dağınıklık olabilir. Depresyondaki kişilerden duyduğum en yaygın cümleler;
Kendimi tanıyamıyorum. İçimde atamadığım birşeyler var, hayat bana ağır geliyor. Canım hiçbir
şey yapmak istemiyor. Sürekli yorgunum ve uyumak istiyorum. Kimseyi görmek istemiyorum.
Kimseye faydam yok. Yaşamın benim için bir anlamı kalmadı. Aşırı unutkan oldum. Dikkatimi
toplayamıyorum..”

Depresyona Girdiğimi Anlayabilir Miyim?

Kendi kendinize soracağınız birkaç soru bu konuda bir fikir verebilir. Bu konuda hazırlanmış
“Depresyon Tanı Ölçüleri”nden yararlanabiliriz. Aşağıdaki sorulardan 5 tanesine “Evet” diyorsanız.
Depresyonda olduğunuzdan şüphelenmekte haklısınız.

 Yaşamdan eskisi kadar keyif almıyorum, hiçbir şey mutlu etmiyor.
 Karamsarlık, ümitsizlik, kötümser düşünceler baskın.
 Kendimi yorgun, bitkin, halsiz hissediyorum.
 Uyku düzenim bozuldu.
 Çok yiyorum (veya aşırı iştahsızım)
 Bedenimde ağrılar, sızılar başladı, göğsüme baskı oluyor, mideme kramplar giriyor.
 Son zamanlarda cinsel ilgimi kaybettim.
 Dikkatim dağınık, birşeyi aklımda tutamıyor, öğrenemiyorum.
 Bu yaşamda işim kalmadığını düşünüyorum ve zaman zaman intihar etmek
istiyorum.

Depresyon geçiren bir insandan; düşünce ve duygu, davranış, motor faaliyetlerde, biyolojik
yaşamsal fonksiyonlarda değişiklikler olur.

Yardım Almalı Mıyım?

Depresyondaki pek çok insan yardım alma fikrine de sıcak bakmaz. Yalnızlaşmak isterken aslında
sevdiklerinden de uzaklaştığının farkında değildir. Başta kendi durumunu yadırgarken zamanla bu
duruma alışıp insanları yadırgamaya başlar. Hepimiz belli dönemlerde depresyona girebiliriz. Sorun
depresyona girdiğinizde başlamaz çıkmak istediğiniz ve haftalar geçmesine rağmen çıkamadığınızda
sorun olur.

UYARI : Verilen bilgiler konu hakkında bilinçlendirmeyi amaçlar. TEŞHİS veya TEDAVİ gerektirecek durumlar için ilgili uzman doktorunuzun değerlendirmesine müracaat ediniz.